Prof. Dr. Işık Üstüner #+90 533 931 82 03GSMAdres:Ekinoks Rezidans, E-1 Blok, Kat: 6, Daire: 94 Beylikdüzü



Blog

CLASSIC LIST

normal-dogum.png

Doğum sancısı ve doğum ne kadar ağrılıdır?

Doğum sancısı her insanda ve her gebelikte farklıdır. Bu sancı, bebeğinizin büyüklüğü ve rahminizdeki konumu gibi birçok faktöre bağlıdır. Ağrı genellikle doğumun başlarında hafiftir, ancak doğuma yaklaştıkça şiddetlenir.

Ağrı hem kasılmalardan (uterus (rahim) kasıldığında) hem de daha sonra bebeğinizi dışarı iterken vajinanızın gerilmesinden kaynaklanabilir.

Ağrımı yönetmek için bir plan yapmalı mıyım?

Evet. Hamileliğinizin sonlarına doğru, doğum sancıları ve doğum sancılarıyla nasıl başa çıkabileceğiniz konusunda doktorunuz veya ebenizle konuşun. Ağrıyı yönetmenin birçok yolu vardır ve herkes için işe yarayan tek bir yol yoktur. Birkaç farklı yolu denemek isteyebilirsiniz. Doğru karar, sizin için en uygun olanıdır.

Doğuma girmeden önce bir plan yapmak faydalı olsa da, planınızın değişebileceğini unutmayın. Çünkü doğumunuz beklediğinizden daha fazla veya daha az ağrılı olabilir.

Ağrıyı yönetmenin farklı yolları nelerdir?

Genel olarak ağrıyı şu şekilde yönetebilirsiniz:

  • Kendi başınıza yapabileceğiniz şeyler
  • İlaçlar

Ağrıyı kendi başıma yönetmek için ne yapabilirim?

Ağrıyı azaltmaya yardımcı olmak için aşağıdaki tekniklerin bazılarını veya tamamını deneyebilirsiniz:

  • Vücut pozisyonunuzu değiştirin.
  • Doğum topu kullanın.
  • Rahatlama veya nefes egzersizleri yapın.
  • Duş alın veya banyo yapın.
  • Birinin belinize masaj yapmasını sağlayın.
  • Sırtınızın alt kısmına sıcak veya soğuk uygulayın.
  • Müzik dinle.
  • Yürüyüşe yap.
  • Bir ebeden yardım alın – Ebe, doğum sırasında yanınızda kalıp sizi destekleyen ve rahatlatan kişidir.

Doğum sancıları ve doğum sırasında size yardımcı olabilecek birçok farklı yöntem vardır. Bunlar, yukarıda listelenenlerin yanı sıra, rahatlamanıza ve doğum konusunda kendinizi olumlu hissetmenize yardımcı olacak başka yöntemler de içerebilir. Doktorunuz veya ebeniz sizinle farklı yöntemler hakkında konuşabilir. Ayrıca, doğum sancılarına ve doğuma hazırlanmanıza yardımcı olmak için sizin ve eşinizin katılabileceği bir ders önerebilirler. Dersler arasında doğum eğitimi, hipnoz ve biyofeedback bulunmaktadır.

Peki ya ağrımı yönetmek için ilaç kullanmak istersem?

Doğum sırasında ilaç kullanmak isterseniz, doktorunuza söyleyin. Ağrınızı kontrol altına almak için farklı ilaçlar kullanabilirler. İlaçlar farklı şekillerde verilebilir.

Ağrıyı hafifletme seçenekleri şunlardır:

  • Epidural – Epiduralde, doktor sırtınıza ince bir tüp (kateter adı verilir) yerleştirmek için bir iğne kullanır. Doğum sancılarınız boyunca tüp aracılığıyla size ilaç verirler.

Kateter doğumun geri kalanında takılı kalır. İlaç genellikle vücudunuzun alt kısmındaki ağrının çoğunu giderebilir.

  • Pudendal blokaj – Doktor, vajinanızın yakınındaki sinirlerin etrafına ilaç enjekte etmek için bir iğne kullanır. İlaç sinirlerinizi uyuşturur, böylece bebeğinizi dışarı iterken vajinal açıklıkta çok fazla ağrı hissetmezsiniz. Bazen epidural yaptıramayan veya istemeyen kişilere de uygulanır. Vajinal bölgede hala çok fazla ağrı varsa, epidural anesteziye ek olarak da yapılabilir.

Doktorun “yardımlı doğum” yapması gerektiğinde de bazen pudendal blok uygulanır. Bu, bebeği çıkarmak için “forseps” adı verilen bir alet veya özel bir vakum kullanılması anlamına gelir.

  • Opioid ilaçlar – Bunlar, damara (“IV kateter” adı verilen) giden ince bir tüp aracılığıyla veya enjeksiyon yoluyla alabileceğiniz ağrı kesicilerdir. Esas olarak sizi uykulu hissettirerek, daha az ağrı hissetmenize yardımcı olabilir. Ayrıca kasılmalar arasında rahatlamanıza ve dinlenmenize de yardımcı olabilir.

Farklı ilaçların dezavantajları nelerdir?

İlaçlar ve işlemler farklı dezavantajlara sahiptir.

Epiduralin bazı dezavantajları şunlardır:

  • Epidural aldıktan sonra muhtemelen yatakta kalmanız gerekecek ve dolaşamayacaksınız.
  • Epidural kan basıncınızı düşürebilir.
  • Epidural anestezi birkaç saatten fazla sürerse ateşiniz çıkabilir. Bu durumda, enfeksiyon ihtimaline karşı doktorlar size veya bebeğinize antibiyotik verebilir.
  • Doğum yaptıktan sonra baş ağrısı yaşayabilirsiniz.

Pudendal bloğun dezavantajı, kasılmaların neden olduğu ağrıyı hafifletememesidir.

Opioidlerin bazı dezavantajları şunlardır:

  • Opioidler mide bulantısı veya kusmaya neden olabileceği gibi uykulu hissetmenize de neden olabilir.
  • Opioidler bebeğinizi de etkiler. Doğum sırasında çok yakınınıza koyarsanız, bebeğinizin çok uykulu olmasına neden olabilirler. Bu durumda, bebeğinizin doğumdan sonra nefes alma konusunda yardıma ihtiyacı olabilir.
  • Her doz ilacın etkisi zamanla geçeceğinden, birden fazla doz almanız gerekebilir. Doktorların doğuma çok yakın bir zamanda opioid vermemeye dikkat etmeleri gerektiğinden, en çok ağrı çektiğiniz dönemde opioid alamayabilirsiniz.
  • Opioidler sizi uykulu yaparak etki gösterdiğinden, bebeğinizi dışarı itmekte daha fazla zorlanabilirsiniz.

Doğum sonrası ağrıyla nasıl başa çıkabilirim?

Doğumdan sonra biraz ağrı hissetmeniz normaldir. Şunlar olabilir:

  • “Doğum Sonrası Ağrıları” – Rahminiz normal boyutuna dönerken kramp gibi hissedilebilirler. Genellikle doğumdan sonraki bir hafta içinde geçerler. Asetaminofen veya ibuprofen gibi ağrı kesiciler kullanabilirsiniz.
  • Vajinanızın çevresinde ağrı – Vajinal doğum yaptıysanız, iyileşme sürecinde vajinanız ve çevresi ağrıyabilir. Ağrıyı hafifletmek için şunları yapabilirsiniz:
  • Soğuk kullanın – Eğer iyi hissederseniz, bölgeye 10 ila 20 dakika boyunca soğuk bir bez tutun.
  • “Oturma banyosu” yapın – Bu, bölgeyi 5-7,5 cm derinliğinde ılık suya batırmayı içerir. Bunu günde birkaç kez, her seferinde yaklaşık 5 dakika boyunca yapın.
  • Uyuşturucu sprey kullanın – Doktorunuz veya hemşireniz sprey formunda satılan bir ilaç kullanmanızı önerebilir. Bu ilaç, ağrıyı hafifletmek için cildi uyuşturur.
  • Ağrı kesici ilaç kullanın.

Ağrınız şiddetliyse, doktorunuza veya hemşirenize söyleyin. Ağrınızın normal iyileşme dışında bir nedenden kaynaklanmadığından emin olmak için sizi muayene etmek isteyebilirler. Ağrıyı hafifletmek için başka ilaçlar önerebilirler. Bebeğinizi emziriyorsanız bazı ilaçları almak güvenli değildir.

Prof. Dr. Işık Üstüner

Kadın Hastalıkları ve Doğum

 


Normal-Dogum.jpg

Doğumun başladığının belirtileri nelerdir?

Doğumun başladığını veya başlamak üzere olduğunu gösteren belirtiler şunları içerebilir:

  • Bebek karnınızda aşağı doğru hareket eder (veya “düşer”).

Hafifleme (Lightening), bebeğin doğum kanalına yerleşmesiyle karın bölgesinin aşağıya inmesi durumudur. Bu durum, annenin nefes almasını ve yemek yemesini kolaylaştırır. Hafifleme, genellikle doğumdan birkaç hafta önce gerçekleşir ve doğumun yaklaştığının bir işaretidir.

  • Kalın, mukus benzeri veya hafif kanlı vajinal akıntınız arttı. (“Vajinal akıntı”, vajinadan gelen sıvıyı tanımlar.) Artan vajinal akıntıya bazen “mukus tıkacı” veya “kanlı akıntı” denir. Nişan gelmesi olarak adlandırılır.
  • “Suyunuz geliyor.” Hamilelik sırasında bebeğiniz rahminizde bir kese içindedir ve “amniyotik sıvı” ile çevrilidir. Bu kese genellikle bebeğiniz doğmadan bir süre önce açılır. Açıldığında, içindeki sıvı vajinanızdan dışarı akar. Bu, büyük bir fışkırma veya sadece bir damlama gibi hissedilebilir.
  • Belinizde ağrı veya karın krampları var.
  • Rahim kasılmaya başladığında kasılmalar başlar. Bu ağrılı olabilir ve karnınızda sertlik hissi yaratabilir. Kasılmadan sonra rahim gevşer ve ağrı geçer. Bazı kişilerde “Braxton-Hicks kasılmaları” veya “yalancı doğum sancıları” görülür. Bunlar kasılma gibi hissedilir, ancak gerçek kasılmalar değildir. Doğum sancılarının başladığı anlamına gelmez.

Gerçek kasılmalar yaşadığımı nasıl anlarım?

Gerçek kasılmalar mı yoksa Braxton-Hicks kasılmaları mı yaşadığınızı anlamak zor olabilir. Ancak farkı anlamanıza yardımcı olacak bazı yöntemler şunlardır:

  • Gerçek kasılmalar birkaç dakikada bir gelir ve zamanla sıklaşır. Braxton-Hicks kasılmaları ise birkaç dakikada bir gelebilir, ancak zamanla sıklaşmaz.
  • Gerçek kasılmalar dinlendiğinizde bile geçmez. Braxton-Hicks kasılmaları ise genellikle dinlendiğinizde geçer.
  • Gerçek kasılmalar zamanla daha güçlü ve daha ağrılı hale gelir. Braxton-Hicks kasılmaları ise genellikle zamanla daha güçlü veya daha ağrılı hale gelmez.
  • Gerçek kasılmalar sırtınızda ve önünüzde hissedilebilir. Braxton-Hicks kasılmaları ise genellikle sadece önünüzde olur.

Eğer hala gerçek kasılmalar yaşayıp yaşamadığınızdan emin değilseniz doktorunuzu veya ebenizi arayın.

Kasılmalarım başlarsa ne yapmalıyım?

Kasılmaların ne kadar aralıklarla olduğunu görmek için zamanlama yapın. Böylece, daha sık olup olmadıklarını anlayabilirsiniz.

Her kasılmanın ne zaman başladığını takip ederek kasılmalarınızın süresini ölçebilirsiniz. Akıllı telefonunuzda saniye göstergesi olan bir saat veya zamanlayıcı varsa, her kasılmanın ne kadar sürdüğünü de ölçebilirsiniz. Doktorunuz veya ebeniz, kasılmalarınızın ne kadar aralıklarla ve ne kadar sürede gerçekleştiğini bilmek isteyecektir.

Doktorumu veya ebemi ne zaman aramalıyım?

Doğum sancılarınızın başladığını düşünüyorsanız arayın. Ayrıca aşağıdaki durumlardan herhangi biri meydana gelirse de aramalısınız:

  • Vajinanızdan kan, mukus veya sıvı sızıyorsa.
  • 1 saat içinde 6 veya daha fazla kasılmanız oluyor. (Bu, kasılmalarınızın 10 dakika veya daha kısa aralıklarla gerçekleştiği anlamına gelir.)
  • Kasılmalarınız giderek şiddetleniyor ve ağrılı hale geliyor.

Doktorunuz veya ebeniz muhtemelen sizi muayene etmek isteyecektir. Doğum sancılarınızın olup olmadığını anlamak için serviksinizin açılıp açılmadığını (“genişleyip genişlemediğini”) ve inceldiğini kontrol edeceklerdir. Kasılmalarınızın ne sıklıkta olduğunu da kontrol edeceklerdir. Ayrıca başka testler de isteyebilirler.

Ya doğum sancılarım çok erken başlarsa?

  1. haftadan önce doğum belirtileri yaşamaya başlarsanız, hemen doktorunuzu arayın. Doğumu durdurmak veya erken doğmuşsa bebeğinize yardımcı olmak için size ilaç verebilirler.

Ya doğum sancılarım kendiliğinden başlamazsa?

Doktorunuz sizinle seçenekleriniz hakkında konuşacaktır. Doğumunuzu ilaçlarla başlatmayı deneyebilirler. Buna “doğum indüksiyonu” denir.

Doğumum ne kadar sürecek?

İlk bebeğinizse, doğumunuz muhtemelen saatler sürecektir. İlk bebeğiniz değilse, doğumunuz muhtemelen daha kısa sürecektir.

Prof. Dr. Işık Üstüner

Kadın Hastalıkları ve Doğum

 


dogum.jpg

Doktorlar çoğu bebek için emzirmeyi öneriyor mu?

Evet. Doktorlar, mümkünse bebeğinizi en az 1 yıl (12 ay) emzirmenizi öneriyor. İlk 6 ay boyunca bebeğin ihtiyaç duyduğu tek besin anne sütüdür. Çoğu bebek, 4-6 aylıkken anne sütüne ek olarak başka besinler de yemeye başlar.

Emzirmenin hem sizin hem de bebeğiniz için birçok faydası vardır. “Sadece” emzirme, bebeğinizin sadece anne sütü içmesi, mama veya su içmemesi anlamına gelir. Emzirmenin her miktarı bebeğiniz için iyidir. Ancak en büyük faydayı sadece anne sütü sağlar.

Emzirmeye ne zaman başlamalıyım?

Mümkünse, doğumdan hemen sonra, ideal olarak ilk bir saat içinde emzirmeye başlamak en iyisidir. Bu süre zarfında çoğu bebek uyanıktır ve emmek ister. Ayrıca, “ten tene temas” bebeğinizin emzirmeyi öğrenmesine yardımcı olabilir ( Şekil 1 ).

Şekil 1. “Ten tene temas” bakımı, bebeğinizi cildiniz birbirine değecek şekilde tutmanızdır. Buna bazen “kanguru bakımı” denir. Bunu yapmanın en iyi yolu, bebeği bezle çıplak göğsünüze yaslamaktır. Bebeğinizi sıcak tutmak için gömleğiniz veya battaniyenizle örtün.

Bu yardımcı olabilir:

  • Bebeğinizle bağ kurarsınız – Bu aynı zamanda ikinizin de daha sakin hissetmenize yardımcı olabilir.
  • Emzirirken – Bu temas, bebeğinizin acıktığını anlamanızı kolaylaştırır. Aç bir bebek, emmeye çalışıyormuş gibi ağzını hareket ettirebilir veya göğsünüze ya da meme ucunuza doğru sürünebilir. Emziriyorsanız, bebeğinizin nasıl yapılacağını öğrenmesine yardımcı olabilir. Ayrıca daha fazla süt üretmenize de yardımcı olabilir.
  • Bebeğinizi rahatlatın – Doktorlar, ten temasının bebeklerin kalp atış hızını, nefesini ve vücut ısısını kontrol etmesine yardımcı olabileceğini keşfetti. Ayrıca bebeğinizin daha az ağlamasına da yardımcı olabilir.

Doğumdan sonra, vücudunuzdaki hormon değişiklikleri göğüslerinizin sütle dolmasına neden olur. Doğumdan sonraki ilk birkaç gün boyunca sadece az miktarda sarımsı süt üretirsiniz. Buna “kolostrum” denir. Kolostrum, yenidoğanın ihtiyaç duyduğu tüm besinleri içerir. Birkaç gün sonra, genellikle doğumdan 2-3 gün sonra, daha fazla anne sütü üretmeye başlarsınız.

Sık sık emzirmek vücudunuzun daha fazla süt üretmesine yardımcı olur. Emzirmeye devam etmek istiyorsanız, tıbbi bir neden olmadıkça bebeğinize mama vermemeye çalışın . Mamayla “destek” vermek, vücudunuzun yeterli süt üretmesini zorlaştırabilir.

Emzirme döneminde bebeğimi nasıl tutmalıyım?

Emzirme sırasında bebeğinizi tutmanın farklı yolları vardır (Şekil 2). Sizin ve bebeğiniz için en uygun pozisyonu bulmak için farklı pozisyonları deneyebilirsiniz.

Bazı insanlar “emzirme sutyeni” adı verilen özel bir sütyen giymeyi tercih eder. Sütyenin kaplarında açılan özel kapaklar bulunur. Bu sayede, sütyeni çıkarmadan bebeğinizi emzirebilirsiniz. Emzirme sutyeni giymek göğüslerinize ekstra destek de sağlayabilir.

Şekil 2. Bebeğinizi emzirmek için tutmanın farklı yolları vardır (A, B, C).

Tüm bu pozisyonlar için iyi bir “kavrama” (D) sağlamak önemlidir. Meme ucu bebeğin ağzının üst kısmında olmalıdır. Bebeğin burnuna yakın olan areolayı (meme ucunun etrafındaki koyu renkli deri) alt çenesinden daha iyi görebilmelisiniz.

Her emzirmeden sonra bebeğinizi beşiğine veya başka güvenli bir yere koyun (sizinle aynı yatakta uyumasına izin vermeyin). Emzirirken uyuyakalabileceğinizi düşünüyorsanız, bebeğiniz için güvenli bir alan olduğundan emin olun. Bu, başını örtebilecek yastık veya battaniyelerin olmadığı sert bir yüzey anlamına gelir. Hafif yan yatırabilirsiniz.

Kavrama nedir?

Emzirme, bebeğin ağzıyla meme ucu ve areola (meme ucunun etrafındaki koyu renkli deri) etrafında sıkıca bir mühür oluşturmasıdır. İyi bir emme, bebeğin yeterli süt almasına ve meme uçlarınızın korunmasına yardımcı olur. Meme uçlarınızda bir çekişme veya çekme hissedebilirsiniz. Ağrı veya sürtünme hissederseniz, bebeğin ağzını göğsünüzden çekin ve ardından tekrar emmesini sağlayın.

Emzirme sırasında, bebeğin ağzı meme ucunun ve areolanın (meme ucunun etrafındaki koyu renkli deri) büyük bir kısmının etrafında sıkı bir sızdırmazlık oluşturur. Bebeğinizin iyi bir emme performansı gösterdiğinin belirtileri şunlardır:

  • Üst ve alt dudaklar kocaman açıktır (büyük bir esneme gibi).
  • Alt dudak göğse doğru dışa dönüktür.
  • Çene göğse değiyor, burun göğse yakın.
  • Yanaklar dolgun.
  • Emzirme sırasında dil alt dudağın üzerinden dışarı çıkar ve emzirme sırasında areolanın altında kalır.
  • Emzirme sırasında siz ve bebeğiniz tamamen rahatsınız. Biraz çekilme ve baskı hissedebilirsiniz, ancak meme ucunuzda herhangi bir sürtünme veya ağrı hissetmezsiniz.

 

Ne sıklıkla emzirmeliyim ve emzirme ne kadar sürmeli?

Bebeğiniz açlık belirtileri gösterdiğinde emzirmelisiniz. Bir bebek aç olduğunu şu şekilde gösterebilir:

  • Uykudan uyanmak
  • Sanki göğsü arıyormuş gibi başlarını hareket ettiriyorlar
  • Ellerini, dudaklarını veya dillerini emmek

Bebekler farklı programlarda ve farklı sürelerde emzirilebilir. Örneğin, bazı bebekler 5 dakikada bir emzirmeyi bitirirken, bazıları 20 dakika veya daha uzun sürebilir. Yenidoğan bebekler günde yaklaşık 8 ila 12 kez emzirilir.

Bebeğinizin tek memeden emmeyi bitirmesine izin vermek iyi bir fikirdir, böylece o memeden tüm sütü alabilir. Böylece bebeğinizin diğer memeden emmek isteyip istemediğine bakabilirsiniz. Bir dahaki sefere emzirirken, bebeğinizin en son hangi memeden emmeye başladığını hatırlayın ve diğer memeden emmeye başlayın. Her seferinde başladığınız memenin tarafını değiştirmek, her iki göğsünüzün de süt üretmeye devam etmesine yardımcı olur.

Bebeğim yeterli anne sütü alıyor mu?

Bebeğinizin yeterli anne sütü alıp almadığını şu şekilde anlayabilirsiniz:

  • Bezlerini kontrol etme – Doğumdan sonraki 4. veya 5. güne kadar, bebeklerin günde en az 4 veya 5 kez ıslak bezi olması gerekir.
  • Bağırsak hareketlerini kontrol etme – Yenidoğanlar her gün en az 1 kez bağırsak hareketi yapmalıdır. 5. güne gelindiğinde genellikle daha sık bağırsak hareketleri başlar ve bağırsak hareketleri sarı renkte olmalıdır.
  • Bebeğinizin kilo alıp almadığını görmek için doktorunuza veya hemşirenize danışın

Bebeğimin başka bir yiyecek veya içeceğe ihtiyacı var mı?

İlk 6 ay boyunca bebeklerin çoğu sadece anne sütüne ihtiyaç duyar.

Emziren bebeklerin de ekstra D vitamini almaları gerekir. Bu, damlalık kullanarak bebeğinize verdiğiniz sıvı bir formda gelir. Bebeğinizin çocuk doktoru, bunun nasıl yapılacağı ve ne kadar D vitamini verilmesi gerektiği konusunda sizinle konuşabilir. D vitamini, güçlü kemikler oluşturmak için önemlidir.

Bebeğiniz 4 ila 6 aylıkken başka yiyecekler de yemeye ve içmeye başlayabilir. Bebeğinize hangi yiyecekleri ne zaman vermeniz gerektiğini doktorunuza veya hemşirenize sorun. Bebeğiniz katı gıdalar yemeye başladıktan sonra da emzirmeye devam edebilirsiniz.

Emzirme döneminde hangi sorunlar yaşanabilir?

Emzirme döneminde bazı kişilerde şu sorunlar yaşanır:

  • Şişmiş, sert ve ağrılı göğüsler
  • Ağrılı veya çatlak meme uçları
  • Meme veya meme ucu enfeksiyonları
  • Kırmızı ve ağrılı meme kitlelerine neden olabilen tıkalı süt kanalları

Emzirme sorunları nasıl tedavi edilir?

Emzirme sorunları farklı şekillerde tedavi edilir. Tedavi soruna göre değişir. Örneğin, şişmiş, sert ve ağrılı göğüslere sahipseniz, şunları yaparsanız kendinizi daha iyi hissedebilirsiniz:

  • Elinizi veya göğüs pompasını kullanarak biraz süt boşaltın (Şekil 3).
  • Ağrınızı hafifletmek için buz torbası kullanın veya ağrı kesici ilaçlar alın.
  • Sütünüzün gelmesini sağlamak için ılık bir duş alın ve biraz süt bırakın.

Emzirmeyle ilgili sorun yaşıyorsanız doktorunuz veya hemşirenizle görüşün. Neredeyse tüm emzirme sorunları tedavi edilebilir. “Emzirme danışmanı” olarak adlandırılan bir emzirme uzmanıyla görüşmek faydalı olabilir.

Şekil 3. Anne sütünü elle boşaltma yöntemi. Elinizi C şeklinde tutun, başparmağınız üstte olsun. Başparmağınızı göğsünüze hafifçe bastırın. Ardından, başparmağınızı ve parmaklarınızı meme ucuna doğru çevirin. Anne sütü meme ucundan akmalıdır. Elinizi tüm göğsünüzde gezdirirken bunu yapmaya devam edin.

Bir doktora görünmeli miyim?

Aşağıdaki durumlarda doktorunuzu arayın:

  • Emzirme dönemi boyunca süren ağrı
  • Meme uçlarınızdan kan sızıyor
  • İyileşmeyen tıkalı süt kanalı
  • 38°C veya daha yüksek ateş ve göğsünüzde sert, kırmızı veya şişmiş bir bölge
  • Kas ağrıları, titreme veya çok yorgun hissetme gibi grip benzeri semptomlar
  • Yeterince süt üretmediğiniz konusunda endişeli misiniz?

Emzirme döneminde beslenme düzenimi değiştirmeli miyim?

Belki. Sağlıklı beslenin ve bol sıvı tüketin. Kilo vermeye çalışıyorsanız, emzirmek yardımcı olabilir. Kısıtlayıcı bir diyet uyguluyorsanız (örneğin, et veya hayvansal ürünlerden kaçınıyorsanız), doktorunuz konuşun. Emzirirken ihtiyacınız olan besinleri aldığınızdan emin olmak için demir veya bazı vitaminler almanızı önerebilirler.

Alkol kullanıyorsanız, çoğu doktor yalnızca ara sıra 1 kadeh şarapta bulunan miktarda alkol tüketmenizi önerir. Ayrıca, emzirmeden önce içki içtikten sonra 2 saat beklemenizi de önerirler.

Emzirirken ilaçlarımı almaya devam edebilir miyim?

Emzirirken bazı ilaçları almak güvenli değildir. Ancak çoğu durumda ilaçlarınızı almaya devam edebilir veya farklı ilaçlara geçebilirsiniz. Herhangi bir ilaç kullanıyorsanız, doktorunuza bildirin. Emzirirken bu ilaçların güvenli olduğundan emin olabilirler.

Emzirmeyi ne zaman bırakmalıyım?

Mümkünse, bebeğiniz en az 1 yaşına gelene kadar emzirmeye devam etmeniz iyi bir fikirdir. Ancak insanlar farklı zamanlarda ve farklı nedenlerle emzirmeyi bırakmayı tercih edebilirler.

Bırakmaya karar verdiğinizde, doktorlar bunu kademeli olarak yapmanızı öneriyor. 2 ila 5 günde bir emzirmeyi bırakabilir veya her emzirmeyi daha kısa sürelerde yapabilirsiniz. Bu, vücudunuzun uyum sağlamasını kolaylaştırır. Ayrıca bebeğinizin daha az emzirmeye alışması için de zaman tanır.

 

Prof. Dr. Işık Üstüner

Kadın Hastalıkları ve Doğum

 

 


endo.png

GİRİŞ

Endometriozis, pelvik ağrıya ve infertiliteye yol açan yaygın bir rahatsızlıktır.

“Endometriyum”, rahmin (uterus) iç zarına verilen addır. Endometriozisli kişilerde, normalde endometriyumda bulunanlara benzer hücreler uterusun dışında büyür ( Şekil 1 ). Bu endometriozis hücreleri büyüdüğünde, semptomlara yol açabilen iltihaplanmaya neden olurlar. Endometriozisin en sık görüldüğü yerler overler (yumurtalıklar), fallop tüpleri, kalın bağırsak ve uterusun ön, arka ve yan bölgeleridir.

Endometriozis için çeşitli tıbbi ve cerrahi tedavi seçenekleri mevcuttur. En iyi tedavi, kişisel durumunuza bağlıdır.

Şekil 1. Vücutta endometriozis dokusunun büyüyebileceği bazı bölgeleri göstermektedir (mor lekeler). Yaygın bölgeler arasında overler, yumurtalıkları rahme bağlayan tüpler (fallop tüpleri) ve bağırsaklar bulunur. Endometriozis ayrıca uterusun önünde, arkasında ve yanlarında da büyüyebilir. Bazen jinekoloji uzmanı pelvik muayene yaparken dokuyu hissedebilir.

  

 

ENDOMETRİOZİS NEDENLERİ

Endometriozisin nedeni bilinmemektedir. Yaygın bir teori, aylık adet dönemi sırasında bir miktar adet kanının ve endometriyumun fallop tüpleri aracılığıyla uterustan geriye doğru akarak pelvise girdiğidir. Bu doku daha sonra pelvise ulaştığı yerde büyür. Buna “geriye dönük adet görme teorisi” denir. Başka teoriler de mevcuttur ve bu durumun nedenini bulmak için araştırmalar devam etmektedir.

ENDOMETRİOZİS BELİRTİLERİ

Endometriozisli bazı kişilerde hiçbir belirti görülmez. En sık görülen belirti, özellikle adet dönemlerinde pelvik bölgede ağrıdır. Endometriozis belirtileri genellikle kişi menopoza girdiğinde ortadan kalkar.

Ağrı  —  Endometriozisin neden olduğu pelvik ağrı şu durumlarda ortaya çıkabilir:

  • Adet döneminden hemen önce veya adet sırasında. Bazı durumlarda, ağrılı adet dönemleri zamanla kötüleşir.
  • Adet dönemleri arasında, adet döneminde artan ağrı.
  • Cinsel ilişki sırasında veya sonrasında.
  • Özellikle adet döneminde, dışkılama veya idrar yapma sırasında.

Pelvik ağrı; pelvik taban kas spazmı, pelvik enfeksiyonlar ve irritabl bağırsak sendromu gibi birçok başka rahatsızlıktan kaynaklanabilir. Pelvik ağrınız varsa, kadın hastalıkları ve doğum uzmanınız, endometriozisin neden olup olmadığını anlamanıza yardımcı olabilir.

Hamile kalmada zorluk (infertilite)  —  Endometriozis, gebe kalmayı daha da zorlaştırabilir. Bunun nedeni, endometriozisin overlere veya fallop tüplerine zarar verebilecek skar dokusu oluşumuna neden olabilmesi olabilir. Skar dokusu olmayan endometriozis hastaları bile gebe kalmakta zorluk çekebilir.

Hamile kalan kişilerde endometriozis hamileliğe zarar vermez. Ayrıca, endometriozis belirtileri genellikle hamilelikten sonra düzelir.

Endometriomalar  —  Endometriozisli kişilerde, endometriozis dokusu içeren over kistleri gelişebilir; bunlara endometrioma denir. Endometriomalar genellikle çikolata şurubuna benzeyen eski kanla doludur; bu nedenle bazen “çikolata kistleri” olarak adlandırılırlar. Endometriomalar bazen pelvik ultrason sırasında görülebilir veya pelvik muayene sırasında hissedilebilir. İyi huyludurlar (kanserli değillerdir) ancak pelvik ağrıya neden olabilirler; bu durumda genellikle cerrahi müdahale önerilir.

ENDOMETRİOZİS TANISI

Pelvik ağrınız veya ağrılı adet dönemleriniz varsa, kadın hastalıkları ve doğum uzmanınız endometriozis olabileceğinizden şüphelenebilir. Ancak, endometriozis olup olmadığınızı kesin olarak anlamanın tek yolu, doktorun anormal dokuyu görüp test edebilmesi (biyopsi) için ameliyat olmaktır. Endometriozis varsa, bu aşamada dokuyu çıkarabilirler.

Endometriozis, ultrason, röntgen veya diğer invaziv olmayan yöntemlerle kesin olarak teşhis edilemez; ancak endometriomalar genellikle ultrasonla görülür. Doktorunuzun ağrınızı ciddiye almadığını düşünüyorsanız, başka bir doktor veya klinikten randevu alabilirsiniz. Adet döneminiz sırasında bir miktar rahatsızlık normal olabilir, ancak endometriozis kaynaklı ağrı göz ardı edilmemelidir; çünkü yardımcı olabilecek tedaviler mevcuttur.

Endometriozis, ameliyat sırasında tespit edilen bulgulara bağlı olarak hafif, orta veya şiddetli olarak sınıflandırılır. Ancak, bu kategori her zaman semptomların şiddetiyle ilişkili değildir; hafif hastalığı olan kişilerde şiddetli semptomlar, şiddetli hastalığı olan kişilerde ise hafif semptomlar görülebilir.

Belirtileriniz endometriozise işaret ediyorsa, doktorunuz tanıyı doğrulamak için hemen ameliyat yapmak yerine, yardımcı olup olmadığını görmek için ilaç tedavisini denemenizi önerebilir.

Sağlık uzmanınız, sizin durumunuz için hangi tanı ve tedavi yaklaşımının en mantıklı olduğu konusunda sizinle konuşabilir.

ENDOMETRİOZ TEDAVİSİ

Endometriozisin çeşitli tedavi seçenekleri vardır:

  • Steroid olmayan antiinflamatuar ilaçlar (NSAID’ler)
  • Hormonlu doğum kontrolü
  • Diğer hormon tedavisi biçimleri (gonadotropin salgılatıcı hormon analogları)
  • Ameliyat

Her tedavi seçeneği aşağıda daha ayrıntılı olarak ele alınmıştır. En iyi tedavi, semptomlarınıza ve gelecekte hamile kalmak isteyip istemediğinize bağlıdır.

İlaçlar  —  İlaçlar endometriozisi tamamen ortadan kaldırmasa da ağrıyı hafifletmeye yardımcı olabilir. İlk denediğiniz ilaç(lar) ağrınızı bir ila üç ay içinde iyileştirmezse, doktorunuz başka bir ilaç türü denemenizi önerebilir veya makul bir sonraki adım olarak ameliyat düşünülebilir.

Steroid olmayan anti-enflamatuar ilaçlar  —  NSAID’ler, endometriozis kaynaklı ağrıyı hafifletmeye yardımcı olabilen bir ağrı kesici türüdür. Genel olarak ağrıdan ve ağrılı adet dönemlerinden sorumlu ana kimyasallardan biri olan prostaglandinlerin salınımını durdurarak etki gösterirler. Bu ilaçlara adetinizden bir ila iki gün önce başlamak, prostaglandin üretimini engelleyerek adet ağrısını azaltmak için en iyi sonucu verir. NSAID’lerin prostaglandin üretimini bloke edip ağrıyı azaltması biraz zaman alabilir ve birkaç doz gerekebilir. NSAID’ler endometriozis dokusunu küçültmez veya büyümesini engellemez.

  • İbuprofen – Paket üzerindeki talimatları dikkatlice izleyin. Genellikle ilk doz için iki tablet, sonrasında ise ihtiyaç duyulduğunda her dört ila altı saatte bir bir tablet alınır. İbuprofen yemeklerle birlikte alınmalı ve ağrı başlamadan bir ila iki gün önce başlandığında en etkili olabilir. Doktorlar daha yüksek dozlar reçete edebilir.
  • Naproksen – Doz ve sıklık formülasyona bağlı olarak değiştiğinden, paket talimatlarını izleyin. Genellikle ilk doz için iki tablet alınır ve daha sonra, formülasyona bağlı olarak, gerektiğinde her 8 ila 12 saatte bir bir tablet alınır. Tüm tabletler yemek ve bol su ile alınmalıdır. İbuprofen gibi , naproksen de tipik adet sancısının başlamasından bir veya iki gün önce başlandığında daha etkili olabilir. Doktorlar daha yüksek dozlar reçete edebilir.
  • Reçeteli NSAID’ler – Reçetesiz satılan NSAID’ler etkili olmazsa, reçeteli güçler ve formülasyonlar faydalı olabilir.

NSAID’lerin dezavantajı, endometriozis kaynaklı ağrıyı her zaman hafifletmemeleridir. NSAID’ler, hormonal doğum kontrolü gibi başka bir tedaviyle birlikte kullanıldığında muhtemelen daha iyi etki gösterir. NSAID’lerin ciddi yan etkileri, nadir de olsa, mide rahatsızlığı, böbrek sorunları ve yüksek tansiyonun kötüleşmesidir.

Hormon tedavisi

Hormonlu doğum kontrol yöntemleri  —  Ağızdan alınan haplar, hormonal doğum kontrol yöntemleri, özellikle sürekli kullanıldıklarında (sadece aktif haplar alındığında adet kanamasını azalttıkları veya önledikleri için genellikle ağrı tedavisinde faydalıdır. Günlük ağızdan alınan progestin haplarının yanı sıra enjekte edilebilir ve implante edilebilir uzun etkili progestinler, endometriozis kaynaklı ağrının tedavisinde oldukça etkili olabilir. Progestin içeren bir rahim içi araç (RİA) da ağrı tedavisinde oldukça etkili olabilir.

Östrojen içeren hormonal doğum kontrolünün en sık görülen yan etkileri şunlardır:

  • Bulantı
  • Göğüs hassasiyeti
  • Adet dönemleri arasında düzensiz vajinal kanama veya “lekelenme”

Bu yan etkiler genellikle tedaviyi birkaç ay kullandıktan sonra düzelir. Ciddi yan etkiler (örneğin kan pıhtıları, felç, kalp krizi) sigara içmeyen kişilerde nadir görülür.

Progestinler  —  Progestinler, progesteron adı verilen doğal bir hormonun sentetik bir formudur. Östrojen içeren hormonal doğum kontrol yöntemlerini ve ağrı kesici alamıyorsanız veya kullanamıyorsanız (örneğin sigara içiyorsanız) bu tedavi önerilebilir. Progestinler reçete gerektirir ve genellikle hap veya enjeksiyon olarak verilir. Hamile kalmaya çalışıyorsanız kullanılmazlar. Progestin içeren bir RİA, çok düşük seviyelerde progestini doğrudan rahme iletir ve belirgin şekilde daha hafif ve daha az ağrılı adet dönemleri sağlar.

Progestinlerin yan etkileri bazı kişiler için rahatsız edici olabilir. En sık görülen yan etkiler arasında şişkinlik, kilo alımı, düzensiz vajinal kanama, akne ve nadiren de olsa kötüleşen depresyon bulunur.

Gonadotropin salgılatıcı hormon analogları  —  Gonadotropin salgılatıcı hormon (GnRH) analogları arasında GnRH “agonistleri” ve GnRH “antagonistleri” bulunur. Her iki ilaç türü de overlerin östrojen üretimini geçici olarak durdurmasına neden olur. Bu, endometriozis dokusunun küçülmesine neden olur.

Bu tedavi, şiddetli ağrısı olanlar da dahil olmak üzere hastaların yüzde 80’inden fazlasında ağrıyı azaltır. Hamile kalmaya çalışıyorsanız GnRH analogları kullanılmaz.

GnRH agonistlerine örnek olarak şunlar verilebilir:

  • Nafarelin – Günde iki kez alınan burun spreyi
  • Löprolid – Her bir veya üç ayda bir alınan aşı
  • Goserelin – 28 günde bir kez alınan aşı

GnRH antagonistleri hap veya tablet formunda mevcuttur. Örnekler şunlardır:

  • Elagolix
  • Relugolix – Estradiol (bir östrojen) ve noretindron asetat (bir progestin) hormonlarıyla birlikte gelir

Yetişkinler, bir GnRH agonisti dozunun tamamını 12 aya kadar veya bir GnRH antagonisti dozunu 24 aya kadar alabilirler. GnRH analogları için, zamanla kemiklerin zayıflaması (kemik kaybı-osteoporoz) konusunda endişeler vardır. Kemik kaybını en aza indirmenin bir yolu, GnRH analoğuna ek olarak hormonal “ekleme” tedavisi (çok az miktarda östrojen veya sentetik progestin eklenmesi) almaktır. İlaç, relugolix’te olduğu gibi östrojen ve bir progestin kombinasyonu halinde ise, ekleme tedavisine gerek yoktur.

Hormonal add-back kullanımı aynı zamanda GnRH analoglarının en sık görülen yan etkilerinin (ateş basması, vajinal kuruluk, libido azalması, uykusuzluk) tedavisine de yardımcı olabilir.

Aromataz inhibitörleri  —  Bu ilaçlar, dokudaki östrojen seviyelerini artıran belirli bir enzimi (aromataz) bloke eder. Endometriozis dokusunun kendi aromatazını ürettiğine dair kanıtlar artmaktadır.

Aromataz inhibitörlerine örnek olarak letrozol ve anastrozol verilebilir. Her iki ilaç da günde bir kez alınan haplardır. Bu ilaçların hormonal doğum kontrol ilaçları, progestinler veya GnRH agonistleriyle birlikte kullanılması, bunların herhangi birinin tek başına kullanılmasından daha etkili olabilir. Bu, yan etkileri minimum düzeyde olduğu için hamile kalmak istemeyen kişilerde endometriozis ağrısının uzun vadeli tedavisi için bir strateji olabilir.

Ameliyat  —  Yukarıda belirtildiği gibi, bazı durumlarda, ilaç tedavisine başlamadan önce endometriozis teşhisi (ve muhtemelen çıkarılması) için ameliyat yapılır. Diğer durumlarda ise, ilaçlar ağrıyı hafifletmek için yeterince etkili olmadığında ameliyat düşünülür.

Ameliyat genellikle “laparoskopik” olarak yapılabilir. Bu yöntemde, doktor karın ve pelvis içine aletler yerleştirmek için birkaç küçük kesi yapar. Bu aletlerden birinde ışık ve kamera bulunur ve bu sayede doktor organları ekranda görebilir. Laparoskopi, açık cerrahiye (karında daha büyük bir kesi açılır) göre daha az invazivdir ve genellikle daha kısa bir iyileşme süresine sahiptir.

Doktorlar, ameliyat sırasında endometriozis dokusunu çıkarmak veya yok etmek için farklı yöntemler kullanırlar. Aşağıdaki durumlarda endometriozis tedavisinde cerrahi bir seçenek olabilir:

  • Belirli bir bölgede lokalize olan ve muayenede hassas olan şiddetli ağrı.
  • İlaçları denedim ama hala pelvik muayenede belirli bir noktada endometriozisle ilgili rahatsız edici ağrı var.
  • Pelvik bölgede bir büyüme veya kitle varsa, kitlenin çıkarılması ve endometriozis veya başka bir sorunun neden olup olmadığının belirlenmesi için ameliyat gerekebilir.
  • Hamile kalmakta zorluk çekiyorsanız (ve doktorunuz bunun nedeninin endometriozis olabileceğini düşünüyorsa).

Ameliyatın amacı endometriozis ve skar dokusunu çıkarmaktır. Bu ameliyatı geçiren kişilerin yaklaşık %75’i ameliyattan sonraki birkaç ay boyunca daha az ağrı hisseder. Ancak ameliyat kalıcı bir tedavi değildir ve ameliyattan sonra hormonal doğum kontrolü gibi bir tedavi yöntemi kullanmadığınız sürece endometriozis dokusunun tekrar büyüme ve ağrınızın geri dönme olasılığı yüksektir.

Bazı durumlarda, sadece endometriozis dokusunu çıkarmak veya yok etmek yerine, tüm uterus (rahim) ve bazen overler (yumurtalıklar) alınır. Bu yöntem genellikle, diğer tedavilere rağmen şiddetli semptomlar yaşamaya devam eden ve gelecekte hamile kalmak istemeyen kişiler için geçerlidir.

Endometrioma tedavisi  —  İlaçların endometrioma (“çikolata kisti”)’ni iyileştirmesi pek olası değildir. 4-5 cm’den büyük, semptomatik veya büyüyen bir endometrioma varsa, genellikle cerrahi müdahale önerilir; çünkü cerrahi müdahale tanıyı doğrulayabilir, komplikasyonları (endometrioma rüptürü gibi) önleyebilir ve semptomları (ağrı gibi) hafifletebilir. Daha küçük endometriomaların çıkarılması önerilmez çünkü kısırlıkla (infertilite) ilişkileri belirsizdir ve over cerrahisi zamanla oosit üretme yeteneğini azaltacaktır. Over rezervi azalacaktır. Ancak, küçük endometriomalar zamanla büyüyebilir ve semptomlara neden olabilir; bu noktada çıkarılabilirler.

Uterus (Rahim) veya overlerin (yumurtalıkların) alınması  —  Doktorunuz aşağıdaki durumlarda rahminizin veya yumurtalıklarınızın ya da her ikisinin birden alınmasını önerebilir:

  • Diğer tedavileri denediniz ancak şiddetli semptomlarınız devam ediyor.
  • Gelecekte hamile kalmak istemiyorsunuz.
  • Kalıcı bir tedavi istiyorsunuz.

Uterusun alınması ameliyatına histerektomi denir.

Overlerin ve fallop tüplerinin alınması ameliyatına salpingo-ooferektomi denir. Endometriozis tedavisi için overlerin alınması her zaman gerekli değildir; bu karar yaşınıza ve tercihlerinize bağlı olacaktır. overleriniz ve fallop tüpleriniz alınırsa, vücudunuz artık östrojen üretmez ve adet görmezsiniz; buna “cerrahi menopoz” denir. Bazı durumlarda, ameliyattan sonra progesteron ve östrojen içeren hormon tedavisi önerilir.

KISIRLIK TEDAVİSİ

Endometriozise bağlı kısırlığın tedavisi için çeşitli seçenekler mevcuttur. En iyi tedavi, yaşınız, başka doğurganlık sorunlarınız olup olmadığı ve endometriozisinizin ne kadar şiddetli olduğu gibi kişisel faktörlere bağlıdır. Tedavi seçenekleri şunlardır:

  • Klomifen , anastrozol veya letrozol gibi ovulasyonu sağlayan ilaçlar.
  • İnfertilite (Kısırlık) ilaçları artı İn utero inseminasyon (IUI) (aşılama tedavisi).
  • Endometriozis dokusunun çıkarılması için yapılan ameliyat.
  • Tüp bebek tedavisi (IVF).

 

Prof. Dr. Işık Üstüner

Kadın Hastalıkları ve Doğum

 


dogum.png

Bir kişi hamile olduğunda, doğum eylemi bebeğin doğumuna yol açan süreçtir. Doğum sırasında:

  • Uterus (Rahim) kasılmaları yaşayacaksınız. Kasılmalar ağrılı olabilir ve karnınızın sertleşmesine neden olabilir.
  • Serviks (Rahim ağzınız) yumuşayacak, incelecek ve açılacaktır (veya “genişleyecektir”).
  • Doğuma yaklaştıkça bebeğiniz uterustan (rahminizden) vajinanıza doğru hareket edecektir. Bu sırada, sanki bağırsak hareketi yapacakmışsınız gibi hissedebilirsiniz.

Doğum genellikle gebeliğin 37-42. haftaları arasında kendiliğinden başlar.

Doğumu başlatma nedir?

Bu, doğumun başlamasına yardımcı olmak için ilaç kullanmak anlamına gelir (Doğum indüksiyonu). Bu bazen önce serviks (rahim ağzınızı) yumuşatmak için ilaç vermek anlamına gelir.

Kasılmaları başlatmak için genellikle ilaç gerekir. İlaç, damara giden ince bir tüp (IV kateter) aracılığıyla verilir. Halk arasında suni sancı olarak bilinir. Bazen doğum başka yollarla başlatılabilir.

Doktorlar, doğumu beklemenin sizin veya bebeğiniz için tehlikeli olabileceği gibi tıbbi bir neden varsa doğumu başlatır. Bazen, belirli bir tıbbi neden olmasa bile, doğumun başlatılması gebeliğin 39. haftasında planlanır.

Vajinal doğum sırasında neler olur?

Bebeğin vajinadan çıkmasına “vajinal doğum” denir. Vücudunuz doğum yapmaya hazır olduğunda, doktorunuz veya ebeniz bebeği dışarı itmenize yardımcı olacaktır.

Vajinal doğum sırasında:

  • Rahim ağzınız tamamen açıldığında (10 santimetre), bebeğinizi dışarı itmek için çok çabalayacaksınız ( Şekil 1 ). Doktorunuz veya ebeniz ne zaman itmeye başlayacağınızı size söyleyecektir.

Şekil 1. Vajinal doğum sırasında bebeği vajinanızdan dışarı itersiniz.

  • Çoğu durumda, kendinizi rahat hissettiğiniz herhangi bir pozisyonda olabilirsiniz. Örneğin, yan yatabilir, dik oturabilir, diz çökebilir veya çömelebilirsiniz.
  • Bir bebeği dışarı itmek dakikalar hatta saatler sürebilir. İlk bebeğinizse genellikle daha uzun sürer.
  • Çoğu kişi bebeği sorunsuz bir şekilde dışarı itebilir. Ancak bazen doktor veya ebe, bebeğin başına bir cihaz yerleştirip çekerek bebeğin dışarı çıkmasına yardımcı olur. Doktorun bebeği hemen çıkarması gerekiyorsa, genellikle “sezaryen doğum” (aynı zamanda “sezaryen” olarak da bilinir) adı verilen bir ameliyat uygular.

Doğum sancısı olur mu?

Evet, genellikle acı verir. Ağrı hem kasılmalardan hem de daha sonra bebeği dışarı iterken vajinanızın gerilmesinden kaynaklanabilir. Ancak ağrının şiddeti herkeste farklıdır.

İnsanlar ağrılarıyla başa çıkmayı farklı şekillerde seçerler. Herkes için işe yarayan tek bir yol yoktur. Doğru karar, sizin için en uygun olanıdır:

  • Bazı insanlar “doğal” doğum yapmayı tercih eder. Bu, doğum sırasında herhangi bir ağrı kesici kullanmadıkları anlamına gelir. Bunun yerine, nefes egzersizleri, ılık banyo veya duş veya masaj gibi başka yöntemler uygularlar. Bunlar ağrıyı hafifletebilir.
  • Bazı insanlar doğum sancılarını azaltmak için ilaç almayı tercih eder. Ağrı kesici almanın farklı yolları vardır. İlacı damar yoluyla veya sırtınıza yerleştirilen ince bir tüp (epidural blok) yoluyla alabilirsiniz.

Ya bebeğim doğru pozisyonda değilse?

Doğumdan önce bebekler rahimde farklı pozisyonlarda yatarlar. Hamileliğin sonunda çoğu bebek, başları vajinaya en yakın olacak şekilde yatar, yani başları önde doğarlar. Ancak bazı bebekler bacakları, kalçaları veya omuzları vajinaya en yakın olacak şekilde yatarlar. Bebeğin bacakları veya kalçaları vajinaya en yakınsa buna “makat” denir.

Bebeğiniz baş aşağı bakmıyorsa, doktorunuz veya ebeniz sizinle seçenekleriniz hakkında konuşacaktır. Doğum sancılarınız başlamadan önce bebeğinizi baş aşağı pozisyona getirebilirler. Ya da sezaryen doğum yapmanızı önerebilirler.

Doğumdan sonra ne olur?

Doktorunuz veya ebeniz bebeğinizi size veya hemen kontrol edilmesi gerekiyorsa bir çocuk doktoruna teslim edecektir. Daha sonra:

  • Siz ve bebeğiniz sağlıklıysanız, doktor veya ebe göbek bağını klempleyip kesmeden önce bir dakika veya daha fazla bekleyebilir. Bu, bebeğinizin plasentadaki kandan bir miktar almasını sağlar. (Plasenta, bebeğe besin ve oksijen getiren ve atıkları uzaklaştıran rahim içindeki organdır.)
  • Daha sonra plasentanın da rahminizden çıkması gerekir. Genellikle bebeğin doğumundan sonraki 30 dakika içinde doğal olarak çıkar, ancak bazen doktor veya ebenin plasentanın çıkarılmasına yardımcı olması gerekir (elle halas).
  • Plasenta rahminizden çıktıktan sonra, doktor veya ebe vajinanızı ve vulvanızı muayene edecektir. Doğum sırasında cildiniz yırtılmışsa, dikiş atılması gerekebilir (epizyo tamiri).

Doğumdan sonra bebeğime ne olacak?

Doğumdan sonra, doktor, hemşire, ebe veya çocuk doktoru bebeğinizin vücudunu ve genel sağlığını kontrol etmek için hızlı bir muayene yapacaktır. Bu muayenenin bir kısmına “Apgar testi” denir. Bebeğinizin kalp atış hızını, nefes alışını, hareketini, kas tonusunu ve cilt rengini kontrol eder. Bebeğinize doğumdan 1 ve 5 dakika sonra Apgar testleri uygulanacaktır.

Doğumdan kısa bir süre sonra bebeğinizi kucağınıza alabileceksiniz. İsterseniz emzirebilirsiniz bile.

Bebeğiniz doğumdan kısa bir süre sonra bazı tedaviler görecektir. Bunlar arasında göz enfeksiyonunu önlemek için göz damlası veya göz merhemi ve anormal kanamayı önlemek için bir doz K vitamini bulunur.

Bebeğiniz hastaneden ayrılmadan önce şunlar da gerçekleşecektir:

  • Ayrıntılı fizik muayene
  • Bebeklerde doğuştan gelebilecek çeşitli ciddi hastalıkları kontrol etmek için yapılan kan testi. Bu test topuktan kan alınarak yapılır. Bu test hakkında daha fazla bilgi için doktorunuza veya hemşirenize danışın.
  • İşitme testi

Doktorlar ayrıca bir doz Hepatit B aşısı da önermektedir. Aşılar bazı ciddi veya ölümcül enfeksiyonları önleyebilir. Hepatit B ciddi bir karaciğer enfeksiyonudur.

Vajinal doğumdan sonra doktoru ne zaman aramalıyım?

Hastaneden ayrıldıktan sonra aşağıdaki durumlarda doktorunuzu arayın:

  • Vajinanızdan çok fazla kanama – Doğumdan sonra birkaç hafta boyunca bir miktar vajinal kanama olması normaldir. Ancak büyük kan pıhtılarınız varsa veya kanamanız artarsa doktorunuza veya hemşirenize bildirin.
  • Baş dönmesi veya baygınlık hissi
  • Ateşlenmek
  • Kusmak
  • Yeni bir karın ağrım var
  • Şiddetli baş ağrısı veya görme sorunları yaşıyorsanız
  • Üzgün veya çaresiz hissetmek

 

Prof. Dr. Işık Üstüner

Kadın Hastalıkları ve Doğum


sezeryan.png

Sezaryen doğum (aynı zamanda cerrahi doğum olarak da adlandırılır), bebeği doğurtmak için kullanılan cerrahi bir işlemdir ( Şekil 1 ). Ağrıyı önlemek için genellikle bölgesel anestezi (spinal veya epidural) uygulanır (nadiren genel anestezi kullanılır), alt karın bölgesindeki deride yatay (“bikini çizgisi”) veya dikey bir kesi yapılır ve ardından alttaki dokular kesilerek uterus (rahim) açığa çıkarılır. Bebeğin ve plasentanın çıkarılması için rahimde bir kesi yapılır. Sezaryen doğum sırasında tüp ligasyonu (kalıcı bir doğum kontrol yöntemi) gibi diğer işlemler de yapılabilir.

Şekil 1. Sezaryen doğumda doktor önce karında, sonra da rahimde bir kesi yapar. Bebek vajinadan değil, bu kesiden çıkar.

Bazı sezaryen doğumlar, sezaryen doğumu gerektiren anne veya bebek rahatsızlıkları nedeniyle doğum başlamadan önce planlanır, diğerleri ise doğum sırasında ortaya çıkan anne veya bebek sorunları nedeniyle planlanmadan doğum sırasında gerçekleştirilir. 2024 yılında Türkiye’deki doğumların %61,5’i sezaryenle gerçekleşmiştir.

SEZARYEN DOĞUMUN NEDENLERİ

Vajinal doğum yapmayı planlayan bazı kişiler, sonunda sezaryen doğum yapmak zorunda kalacaktır. Aşağıdaki liste, sezaryen doğuma ihtiyaç duyulabilecek bazı (hepsini değil) nedenleri açıklamaktadır:

  • Doğum sancıları olması gerektiği gibi ilerlemiyor. Bu durum, kasılmaların çok zayıf olması, bebeğin çok büyük olması, pelvisin çok küçük olması veya bebeğin anormal bir pozisyonda olması durumunda ortaya çıkabilir. Bir kişinin doğum sancıları normal şekilde ilerlemiyorsa, çoğu durumda, kasılmaların birkaç saat boyunca yeterli olduğundan emin olmak için oksitosin (ticari adı: synpitan) adı verilen bir ilaç verilir. Halk arasında suni sancı denilmektedir. Doğum sancıları birkaç saat sonra hala ilerlemiyorsa, sezaryen doğum önerilebilir.
  • Bebeğin kalp atışları doğum sancılarını iyi tolere etmediğini gösteriyor ise sezaryen doğum önerilir.
  • Ağır vajinal kanama. Bu durum, plasentanın bebek doğmadan önce rahimden ayrılması durumunda (plasenta dekolmanı olarak adlandırılır) meydana gelebilir.
  • Tıbbi bir acil durum annenin veya bebeğin hayatını tehdit eder.

SEZARYEN DOĞUM PLANLAMASI

Planlı sezaryen doğum (elektif sezaryen), anne veya bebek için vajinal doğumun artan riskleri nedeniyle önerilen bir doğum şeklidir. Kişinin sezaryen doğumu istemesi ancak buna ihtiyaç duymaması nedeniyle yapılan sezaryen doğumlara “anne (hasta) isteği üzerine sezaryen doğum” denir.

Bir sağlık uzmanının sezaryen doğumu önceden planlamasını önerebileceği bir dizi tıbbi ve obstetrik durum vardır. Bu durumlardan bazıları (hepsi değil) aşağıda listelenmiştir:

  • Bebek yan (transvers) veya başın önünde kalça (makat) pozisyonundadır.
  • Plasenta rahim ağzını kapatıyor (plasenta previa olarak adlandırılır; plasenta previa olan bireylerde sezaryen her zaman önerilir).
  • Anne daha önce sezaryen doğum yapmış veya rahminin kesildiği (örneğin miyomektomi) başka bir ameliyat geçirmişse. Bazı durumlarda sezaryen doğumdan sonra vajinal doğum mümkündür, ancak hepsinde değil.
  • Vajinal doğumu engelleyebilecek veya zorlaştırabilecek bazı mekanik tıkanıklıklar olabilir; örneğin büyük miyomlar veya pelvik kemiklerinde daha önce meydana gelen kırıklar.
  • Bebek çok büyüktür, özellikle annede diyabet varsa (>4500 gram).
  • Annede genital herpes veya HIV gibi vajinal doğum sırasında bebeğe bulaşabilecek aktif bir enfeksiyon varsa
  • Doğum çoğul gebelik (ikiz, üçüz veya daha fazla) içerir.
  • Kişide rahim ağzı kanseri vardır.
  • Bebekte kanama riskini artıran kanama bozukluğu var ise planlı sezaryen önerilir.

Belirli durumlarda tercih edilen doğum yolu konusunda bazı tartışmalar vardır. Bunlar arasında spina bifida ve karın duvarı defektleri gibi bazı doğuştan anomaliler ve anneye ait bazı tıbbi sorunlar yer alır.

Sezaryen doğum planlamasında en önemli faktörlerden biri, bebeğin doğuma hazır olduğundan emin olmaktır. Genellikle, sorunsuz tekil gebeliklerde tekrarlayan sezaryen doğumlar gebeliğin 39. haftasından önce planlanmaz. Sezaryenin 39. haftadan önce planlandığı başka durumlar da vardır.

Çoğu kişi, planlanan ameliyattan önce anestezi uzmanıyla görüşerek mevcut çeşitli anestezi türlerini ve her birinin risk ve faydalarını görüşecektir. Ameliyata nasıl hazırlanılacağına dair talimatlar da verilecek ve ameliyattan önce yiyecek ve içeceklerden uzak durmaları gereken süre de belirtilecektir.

Planlı sezaryenin avantajları  —  Planlı sezaryen doğumun avantajları şunlardır:

  • Ebeveynin bebeğin tam olarak ne zaman doğacağını bilmesini sağlar, bu da iş, çocuk bakımı ve evde yardımla ilgili sorunların ele alınmasını kolaylaştırır.
  • Doğum sırasında anne ve bebek için olası komplikasyon ve risklerin bir kısmını en aza indirir.
  • Kişinin doğum uzmanının doğum sırasında hazır bulunmasını sağlamaya yardımcı olur.
  • Doğumun ne kadar süreceği gibi bilinmeyenlerin daha az olduğu, daha kontrollü ve rahat bir atmosfer sunabilir.

Planlı sezaryen doğumun faydaları riskleriyle karşılaştırılmalıdır. Sezaryen doğum büyük bir cerrahi müdahaledir ve beraberinde riskler getirir.

Anne açısından riskler  —  Sezaryen doğum, büyük bir cerrahi müdahale ve anestezi gerektirdiğinden, vajinal doğuma kıyasla bazı dezavantajları vardır.

  • Sezaryen doğumda, vajinal doğuma göre karın içi organlarda yaralanma (mesane, bağırsak, kan damarları), enfeksiyon (yara, rahim, idrar yolu) ve kan pıhtılaşması (tromboembolik) komplikasyonlarının görülme oranı daha yüksektir.
  • Sezaryen ameliyatı, doğum odasında anne-bebek etkileşimini olumsuz etkileyebilir.
  • İyileşme süreci vajinal doğuma göre daha uzun sürer.
  • Sezaryen doğum, sonraki gebeliklerde plasentanın rahme anormal şekilde yapışması riskini artırır (plasenta perkreata) ve bu da ciddi komplikasyonlara yol açabilir.
  • Bebeğin doğumu için rahmin kesilmesi rahmi zayıflatır ve gelecekteki gebeliklerde rahim yırtılması riskini artırır (uterin rüptür). Bu risk düşüktür ve rahim kesisinin türüne bağlıdır.

Bebek riskleri  —  Sezaryen doğumun bebek için birkaç riski vardır.

  • Nadir görülen doğum travması da risklerden biridir.
  • Sezaryen doğumdan sonra geçici solunum problemleri daha sık görülür çünkü bebek annenin doğum kanalından zorla geçirilmez. Bu durum, bebeğin akciğerlerindeki sıvının yeniden emilimini azaltır.
  • Bebek, annenin vajinasındaki normal bakterilere maruz kalmıyor ve bu durum önemli olabilir çünkü bu bakterilere maruz kalmanın faydalı olduğu düşünülüyor.

Olası komplikasyonlar  —  Sezaryen doğumla ilgili en yaygın komplikasyonlar arasında enfeksiyon, aşırı kanama (hemoraji), pelvik organlarda yaralanma ve kan pıhtıları yer alır.

  • Enfeksiyon– Ameliyat sonrası rahim enfeksiyonu (endometrit) riski, doğumun başlayıp başlamadığı ve fetal zarların yırtılıp yırtılmadığı gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak değişir. Endometrit antibiyotiklerle tedavi edilir.

Yara enfeksiyonu, eğer meydana gelirse, genellikle ameliyattan dört ila yedi gün sonra gelişir, ancak bazen ilk bir veya iki gün içinde ortaya çıkabilir. Antibiyotiklere ek olarak, yara enfeksiyonları bazen drenaj sağlamak için yara açılarak ve gerekirse enfekte doku çıkarılarak tedavi edilir.

  • Kanama– Sezaryenle doğum yapan tüm bireylerin yüzde bir ila ikisi, kanama (aşırı kanama) nedeniyle kan transfüzyonuna ihtiyaç duyar. Kanama genellikle rahmin kasılmasını sağlayan ilaçlara veya kanamayı durdurmaya yönelik işlemlere yanıt verir. Nadir durumlarda, diğer tüm önlemler kanamayı durdurmada başarısız olduğunda, rahmin (uterus) cerrahi olarak çıkarılması (histerektomi) gerekebilir.
  • Pelvik organ yaralanmaları– Mesane veya bağırsak yaralanmaları sezaryen doğumların yaklaşık yüzde birinde görülür.
  • Kan pıhtıları– Gebe bireyler, hamilelik sırasında ve özellikle doğum sonrası dönemde bacaklarda (derin ven trombozu veya DVT) veya akciğerlerde (pulmoner emboli) kan pıhtısı geliştirme riski altındadır. Bu risk, sezaryen doğumdan sonra daha da artar. Ameliyat sırasında ve sonrasında bacakları nazikçe sıkan, aralıklı kompresyon cihazı adı verilen bir cihaz kullanılarak risk azaltılabilir. DVT riski yüksek olan bireylere, kan pıhtısı oluşma riskini azaltmak için kan sulandırıcı (antikoagülan) bir ilaç verilebilir.

HASTA İSTEĞİ ÜZERİNE SEZARYEN DOĞUM

Sezaryen doğum talebi nispeten yeni bir kavramdır. Türkiye ve çoğu Batı ülkesinde, hamile bireyler, doğumun nasıl yapılacağı da dahil olmak üzere tedavi konusunda seçim yapma hakkına sahiptir.

Sezaryen doğum yapmak isteyen bir kişi, bu kararı sağlık hizmeti sağlayıcısıyla görüşmelidir. Sağlık hizmeti sağlayıcısı, doğumun her yolu hakkında bilgi sağlayabilir ve doğum sırasında ağrı, beklenen doğum süreci ve kişinin doğum yolunu belirleme hakkı gibi yaygın korkuları hafifletmeye yardımcı olabilir.

Kişinin kararı ne olursa olsun, koşullardaki değişikliklere bağlı olarak bu kararın her zaman yeniden gözden geçirilmesi mümkündür.

DOĞUM SIRASINDA SEZARYEN DOĞUM

Bazı durumlarda sezaryen doğum, doğum sırasında (intrapartum) gerçekleştirilir. Bu sezaryen doğumlar, annenin veya bebeğin sağlığıyla ilgili endişeler nedeniyle yapıldığında, genellikle mümkün olan en kısa sürede başlatılır.

Buna karşılık, doğumun normal şekilde ilerlememesi veya bebeğin sağlığıyla ilgili daha az ciddi endişeler nedeniyle sezaryen yapılması durumunda, ameliyat genellikle 30 ila 60 dakika içinde başlatılır.

Vajinal doğum girişiminden önce epidural anestezi uygulandıysa, genellikle sezaryen doğum için anestezi uygulamak amacıyla kullanılabilir (sezaryen için vajinal doğuma göre daha yüksek bir doz gereklidir). Aksi takdirde, spinal anestezi (veya nadiren genel anestezi) uygulanır.

İŞLEM

Planlı sezaryen doğum için hastaneye yatırılan kişiye, El veya kola bir intravenöz (IV) damar yolu açılacak ve elektrolit solüsyonu infüze edilecektir. Ameliyat sonrası enfeksiyonu önlemek için IV yoluyla bir antibiyotik verilecektir. Kan basıncını, fetal kalp atış hızını ve anne kanındaki oksijen seviyelerini takip etmek için monitörler yerleştirilecektir.

Kişinin eşi genellikle ameliyathanede yanında kalabilir.

Anestezi  —  Sezaryen doğumda iki tür anestezi kullanılır: bölgesel ve daha az yaygın olarak genel. Planlı sezaryen doğumlarda genellikle bölgesel anestezi uygulanır. Anestezistle görüşmek, kişinin anestezi hakkında özel sorular sormasına ve anestezistin önerilen anestezi türünü etkileyebilecek herhangi bir tıbbi sorunu tespit etmesine olanak tanır.

Epidural ve spinal bölgesel anestezide anestezik madde omurganın yakınına enjekte edilerek karın ve bacaklar uyuşturulur ve anne adayının uyanık kalmasına olanak tanıyarak ameliyatın ağrısız geçmesi sağlanır.

Sezaryen doğumlarda artık nadiren kullanılan genel anestezi, bilinç kaybına neden olur. Bu, annenin işlem sırasında uyanık veya bilinçli olmayacağı anlamına gelir. Anestezi uygulandıktan sonra kişi 10 ila 20 saniye içinde uykuya dalar ve nefes almasına yardımcı olmak için boğazına bir tüp yerleştirilir. Genel anestezi, endotrakeal (solunum) tüpüne ihtiyaç duyulması ve anneye verilen ilaçların bebeği etkileyebilmesi nedeniyle epidural veya bölgesel anesteziye göre daha fazla komplikasyon riski taşır.

Genel anestezi uygulanan kişiler sezaryen doğum sırasında uyanık olmazlar. Bölgesel anestezi genellikle tercih edilir çünkü annenin işlem sırasında uyanık kalmasını, personelden ve eşinden destek almasını, doğum deneyimini yaşamasını ve bebekle anında temas kurmasını sağlar.

Anestezi uygulandıktan sonra, ameliyat sırasında idrarın dışarı akmasını sağlamak ve mesanede yaralanma riskini azaltmak için mesaneye bir sonda yerleştirilir. Sonda genellikle işlemden sonraki 24 saat içinde çıkarılır.

Deri kesisi  —  İki temel kesi türü vardır: yatay (enine veya “bikini çizgisi”, Pfannenstiel insizyon) ve dikey (orta hat). Çoğu kişide, kasık kılı çizgisinin 2,5 ila 5 cm yukarısından yapılan enine bir deri kesisi vardır. Bu kesi türünün avantajları arasında daha az postoperatif ağrı, daha hızlı iyileşme ve iyileşme sırasında yaranın ayrılma olasılığının daha düşük olması yer alır.

Daha az yaygın olarak, karın orta hattında dikey (“yukarı ve aşağı”) bir cilt kesisi yapılır. Bu kesinin avantajları arasında, rahme biraz daha hızlı erişim sağlaması (örneğin, bebek sıkıntıdaysa veya kişide aşırı kanama varsa) yer alır.

Rahim (uterus) kesisi  —  Rahim kesisi enine veya dikey olabilir. Kesinin türü, bebeğin pozisyonu ve boyutu, plasentanın yeri ve miyomların varlığı ve yeri gibi çeşitli faktörlere bağlıdır. Önemli olan, kesinin bebeğin travmaya neden olmadan doğmasına izin verecek kadar büyük olmasıdır.

En yaygın rahim kesisi transvers kesidir. Ancak, bebek makat veya yan pozisyondaysa, plasenta rahmin alt ön kısmındaysa, rahimde başka anormallikler varsa veya bebek çok erken doğmuşsa, dikey bir kesi gerekebilir.

Rahim açıldıktan sonra bebek genellikle saniyeler içinde çıkarılır. Bebek doğduktan sonra göbek kordonu bir süre beklendikten sonra klemplenip kesilir ve plasenta çıkarılır. Ardından rahim kapatılır. Karın derisi genellikle emilebilir dikişlerle (yani vücut tarafından emildiği için alınmasına gerek kalmaz) kapatılır.

Anne ve bebeğin durumu stabil hale geldikten sonra, anne ve eşi bebeği kucaklarına alabilirler.

AMELİYAT SONRASI BAKIM

Ameliyat tamamlandıktan sonra, kişi iyileşme odasında gözetim altında tutulacaktır. Ağrı kesici ilaçlar, başlangıçta damar içi yoldan, daha sonra ise ağızdan verilir.

Anestezinin etkisi geçtikten sonra, genellikle ameliyattan sonraki bir ila üç saat içinde, kişi doğum sonrası odasına alınır ve hareket etmesi, sıvı içmesi ve yemek yemesi teşvik edilir.

Emzirme genellikle doğumdan sonra herhangi bir zamanda, hatta doğum odasında bile başlayabilir.

Bir çocuk doktoru, doğumdan sonraki ilk 24 saat içinde bebeği muayene edecektir. Çoğu kişi doğumdan sonraki birkaç gün içinde eve gidebilir.

Karın kesisi önümüzdeki birkaç hafta içinde iyileşecektir. Bu süre zarfında hafif kramplar, hafif kanama veya vajinal akıntı, kesi yerinde ağrı ve kesi yeri çevresindeki ciltte uyuşukluk olabilir. Çoğu kişi doğumdan sonraki altı hafta içinde kendini iyi hisseder, ancak kesi yerinde uyuşukluk ve ara sıra oluşan ağrı ve sızılar birkaç ay sürebilir.

Kişi eve gittikten sonra ateşi yükselirse (38°C’nin üzerindeyse), ağrı veya kanama kötüleşirse veya başka endişeler varsa (örneğin şiddetli baş ağrısı, karın ağrısı, nefes almada zorluk) sağlık hizmeti sağlayıcısına haber vermelidir.

GELECEK DOĞUMLAR

Daha önce, kadın doğum uzmanları sezaryenle doğum yapan tüm bireylerin gelecekteki tüm doğumları için aynı şeyi öneriyordu. Ancak, durum artık böyle değil. Amerika Birleşik Devletleri’nde alt segment transvers insizyon ile sezaryen doğum yapmış birçok kişi, bir sonraki gebeliklerinde vajinal doğum yapmayı deneyebilmelerine rağmen, tekrar sezaryenle doğum yapmayı tercih ediyor. Sezaryen sonrası vajinal doğum yapmaya çalışan bireylerin yüzde 60 ila 80’i vajinal doğumda (SSVD) başarılı oluyor. Ancak, daha önceki bir sezaryenden sonra doğum denemesi yapan kişilerde “trial of labor after a previous cesarean” (TOLAC), doğum eylemi veya doğum sırasında uterusun yırtılma olasılığı yüzde 1’den azdır ve bu da bebeğin sağlığını etkileyebilir.

DAHA FAZLA BİLGİYİ NEREDEN ALABİLİRSİNİZ?

Kadın hastalıkları ve doğum uzmanınız, tıbbi sorununuzla ilgili soru ve endişeleriniz için en iyi bilgi kaynağıdır.

Prof. Dr. Işık Üstüner

Kadın Hastalıkları ve Doğum


DISMENORE.jpg

DİSMENORE

Dismenore, ağrılı adet görmedir ve yaygın bir sorundur. Bu durumdan etkilenen çoğu kişide dismenore, ergenlik döneminde genellikle ilk adet döneminden sonraki dört ila beş yıl içinde başlar. Yaş ilerledikçe ağrılı adet görme sıklığı azalır.

Endometriozis, uterus (rahim) miyomları, uterus adenomiyozisi, bağırsak veya mesane hastalıkları vb. gibi altta yatan bir hastalık varlığında olan ağrılı adet görme, sekonder dismenore olarak adlandırılır.

Bu yazımızda ise altta yatan bir hastalığın olmadığı primer dismenorenin nedenleri, belirtileri, teşhisi ve tedavisi ele alınmaktadır.

DİSMENORE NEDENİ

Adet döneminde, uterus (rahim) iç zarında “prostaglandin” adı verilen kimyasallar oluşur. Bunlar, uterusta kas kasılmalarına neden olur ve uterusa giden kan ve oksijen akışını azaltabilir. Bu durum ağrıya yol açar. Doğum sancılarına benzer şekilde, bu kasılmalar da ciddi ağrı ve rahatsızlığa neden olabilir.

Prostaglandinler ayrıca mide bulantısı ve ishal gibi diğer adet belirtilerine de katkıda bulunabilir.

DİSMENORE BELİRTİLERİ

Dismenore ağrısı kramp tarzındadır ve genellikle alt karın bölgesinde yer alır; bazı kişilerde sırt veya uyluklarda da şiddetli ağrı olur. Ağrı genellikle adet kanaması başlamadan hemen önce veya adet kanaması sırasında başlar ve bir ila üç gün içinde kademeli olarak iyileşir. Ağrı genellikle aralıklı olarak ortaya çıkar ve hafiften hareket kabiliyetini kısıtlayacak şiddete kadar değişebilir.

Kramplara eşlik edebilecek diğer belirtiler arasında mide bulantısı, ishal, baş dönmesi, yorgunluk, baş ağrısı veya grip benzeri bir his yer alır.

DİSMENORE TANISI

Dismenoreyi teşhis etmek için kadın doğum uzmanınız tıbbi geçmişinizi gözden geçirecek ve fiziksel muayene yapacaktır.

Fizik muayene  —  Bu tam bir karın ve pelvik muayeneyi içerir. Muayene sırasında doktorunuz uterus ve genital organların boyutunu ve şeklini gözlemleyecek ve muayene etmeye çalışacaktır.

Ergenlik çağındakilerde ve evli olmayan hastalarda iç pelvik muayene gerekli olmayabilir.

Diğer testler  —  Durumunuza bağlı olarak, doktorunuz pelvik ultrason da yapabilir (mümkünse evli kadınlarda vajinal olarak yapılır). Bu, uterus miyomları, uterus adenomiyozu veya endometriozis gibi ağrıya neden olabilecek başka bir rahatsızlığınız olup olmadığını belirlemede faydalı olabilir.

İLK TEDAVİ

Dismenore için çeşitli tedavi yöntemleri mevcuttur.

Steroid olmayan antiinflamatuar ilaçlar (NSAID’ler)  —  NSAID’ler, dismenore ile ilişkili ağrıyı azaltmada oldukça etkili bir ilaç grubudur. İbuprofen ve naproksen gibi NSAID’ler tedavide etkilidirler.

NSAID’ler, kanama veya diğer adet belirtileri başlar başlamaz başlanıp, iki ila üç gün boyunca düzenli olarak alındığında en etkilidir. Sağlık uzmanınız sizin için en uygun doz ve tedavi programı hakkında sizinle görüşebilir.

Doğum kontrolü  —  Hamile kalmak istemeyen kişiler, doğum kontrol hapları ve diğer hormonal doğum kontrol yöntemlerini de dismenore tedavisinde kullanabilirler. Hapın yanı sıra enjeksiyon, hormon salgılayan rahim içi araç (RİA) ve implant da bunlara dahildir. Hormonlu doğum kontrolü kullanımı, genellikle tedaviye başladıktan birkaç ay sonra dismenoreyi hafifletir.

Bu yöntemler, prostaglandinlerin üretildiği uterus (rahim) iç zarını incelterek, ağrı ve kramplara neden olan uterus kasılmalarını ve adet kanamasını azaltır. Bazı kişiler ağrıyı yönetmek için NSAID’lerle birlikte hormonal doğum kontrol yöntemlerini tercih eder.

Hormonlu doğum kontrolüyle ilgileniyorsanız, sağlık uzmanınızla görüşün. Her yöntemin avantajları ve dezavantajları vardır ve sizin için doğru seçim bu faktörlere ve tercihlerinize bağlı olacaktır.

Sürekli dozlama  —  Geleneksel olarak hap, ayda yaklaşık bir kez kanamaya neden olacak şekilde bir program dahilinde kullanılır. Ancak, kanamayı önlemek ve adet dönemi ağrısını en aza indirmek için doğum kontrol hapınızı sürekli olarak kullanmanız da mümkündür. Bu, “sürekli dozlama” olarak bilinir.

Sürekli dozlama aşağıdaki anlama gelir:

  • Hap – Doğum kontrol hapı kullanıyorsanız, 21 veya 24 gün boyunca (hapın markasına bağlı olarak) günde bir “aktif” hap alır ve hemen yeni bir hap paketine başlarsınız. Bu, süresiz olarak yapılabilir, ancak birçok kişi her 9 ila 12 haftada bir birkaç gün hap almayı bırakır; bu süre zarfında birçok kişide bir miktar kanama olur.
  • Enjeksiyonlar – Medroksiprogesteron asetat enjeksiyonu yaptırıyorsanız , 12 haftada bir enjeksiyon yaptırırsınız. Çoğu kişi ilk birkaç ay boyunca aralıklı lekelenme veya kanama yaşar; bu genellikle zamanla azalır. Ancak, dört veya daha fazla enjeksiyondan sonra (bir yıl veya daha uzun süreli kullanım), çoğu kişide çok az kanama olur veya hiç olmaz.

Hormonlu doğum kontrol yöntemini sürekli kullanan kişilerde, özellikle ilk iki-üç ay boyunca ara ara hafif kanama veya lekelenme görülebilir; bu genellikle zamanla azalır. Kanama meydana geldiğinde ise, genellikle daha hafiftir ve tedavi öncesine kıyasla daha az şiddetli kramplarla birliktedir.

İlaç dışı tedaviler  —  İlaç kullanımını gerektirmeyen tedaviler de dismenore ağrısını azaltmaya yardımcı olabilir. Bazı durumlarda, bu tedaviler ilaçlar kadar etkili olmasa da, ağrı kesici etkisini artırmak için bir ilaçla birlikte kullanılabilirler.

Isı  —  Alt karın bölgesine bir ısıtma yastığı, sıcak su torbası veya kendiliğinden ısınan bir yama ile ısı uygulamak, ağrıyı önemli ölçüde azaltabilir; çoğu zaman bir NSAID tedavisi kadar etkilidir. Çok sıcak bir ısıtma yastığı veya sıcak su torbası ile cildi yakmaktan kaçınmak önemlidir; yaklaşık 40°C sıcaklık önerilir. Kendiliğinden ısınan bir yama kullanıldığında genellikle yanık riski söz konusu değildir. Isıyı istediğiniz sıklıkta kullanabilirsiniz. Bir NSAID ilacına ek olarak ısı kullanmak, ağrının giderilmesini hızlandırabilir.

Diyet, vitamin ve bitkisel tedaviler  —  Dismenorenin giderilmesi için çeşitli diyet ve vitamin tedavileri incelenmiştir. Ancak, bu çalışmalar az sayıda kişiyi kapsamıştır ve güvenlik veya etkinlik konusunda yeterli bilgi sağlamamaktadır. Magnezyumun dismenoreyi hafifletmede plasebodan daha etkili olduğunu ve iyi tolere edildiğini gösteren ufak çaplı çalışmalar vardır. Sınırlı kanıtlara dayanarak, çoğu uzman dismenoreyi tedavi etmek için diyet, vitamin veya bitkisel ilaçları önermemektedir.

Fiziksel aktivite  —  Bazı çalışmalarda egzersizin, ağrı da dahil olmak üzere adet semptomlarını azalttığı görülmektedir. Egzersizin birçok faydası vardır, bu nedenle adet sancılarını hafifletmek için egzersiz yapmak mantıklıdır. Egzersizin faydalı olması için yorucu olması gerekmez. Yürüyüş gibi hafif aktiviteler bile sağlığınız için iyidir ve ruh halinizi iyileştirebilir.

Tamamlayıcı veya alternatif tıp  —  Yoga veya akupunktur gibi tamamlayıcı tıp uygulamalarının ağrılı adet dönemlerini azaltmada etkili olduğuna dair bazı kanıtlar mevcuttur. Ancak, bu tedavilerin güvenliğini ve etkinliğini doğrulamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Transkutanöz elektriksel sinir stimülasyonu  —  Transkutanöz elektriksel sinir stimülasyonu (TENS), ağrı bölgesinin yakınındaki cilde uygulanan elektrot yamalarının kullanımını içeren bir tedavidir. TENS, birçok rahatsızlığın neden olduğu ağrıyı tedavi etmek için kullanılmış olup, bazı hastalarda dismenoreyi azaltmaya yardımcı olabilir.

Bu tedavi, kemere takılı küçük bir pil takımıyla yapılır ve bu pil, elektrotlara iletilen hafif bir elektrik akımı üretir. Elektrik akımının, ağrılı sinir uyarılarını engelleyen veya azaltan kimyasalların salınımını uyardığına inanılmaktadır.

Çeşitli çalışmaların analizi, TENS’in ağrıyı ilaçlar kadar iyi hafifletmediğini gösterdi; ancak ağrı kesici ilaç alamayan veya almak istemeyen kişiler için yararlı bir alternatif olabilir.

İLK TEDAVİ BAŞARISIZ OLURSA

Yukarıda belirtildiği gibi, dismenore için en etkili tedaviler NSAID’ler ve/veya hormonal doğum kontrol yöntemleridir. Bu tedavilerden birini denerseniz ancak iki ila üç ay içinde ağrıyı yeterince hafifletmezseniz, sağlık uzmanınız tedaviyi değiştirmenizi veya yaklaşımları birleştirmenizi önerebilir (örneğin, halihazırda NSAID kullanıyorsanız doğum kontrol yöntemine geçmeniz veya tam tersi).

Tipik sonraki adımlar  —  Ne NSAID’ler ne de hormonal doğum kontrol yöntemleri ağrıyı yeterince iyileştirmiyorsa, doktorunuz yaşınıza, semptomlarınıza ve diğer tıbbi durumlarınıza göre sonraki adımları önerebilir. Seçenekler şunlardır:

  • Sebebi belirlemek için ameliyat– Endometriozis veya başka bir rahatsızlığın ağrıya neden olup olmadığını belirlemek için tanısal laparoskopi önerilebilir. Genellikle genel anestezi altında ameliyathanede yapılan laparoskopi, küçük kesiler ve kameralı ince bir teleskop kullanılarak uterus, overler veya pelvis içindeki diğer bölgelerde veya yakınında endometriozis veya başka anormallik belirtileri olup olmadığını belirlemek için uygulanan minimal invaziv bir cerrahidir. Laparoskopi geçiren çoğu kişi ameliyat günü evine gidebilir.
  • Adet kanamasını tamamen baskılayan ilaçlar– Doktorunuz ağrınızın endometriozis ile ilişkili olduğunu düşünüyorsa, nafarelin veya leuprolide gibi bir gonadotropin salgılatıcı hormon (GnRH) agonisti veya elagolix veya relugolix gibi bir GnRH antagonisti ile tedavi önerebilir . Dismenore, tedaviye başladıktan sonraki iki ila üç ay içinde düzelirse, bu durum muhtemelen endometriozisin neden olduğunu gösterir.

Sinir kesme ameliyatı  —  Dismenoreyi tedavi etmek için en az iki cerrahi prosedür geliştirilmiştir. Laparoskopik uterin sinir ablazyonu ve presakral nörektomi. Bu ameliyatların her ikisi de uterus sinirlerinin kesilmesini veya yok edilmesini içerir ve bu da ağrı sinyallerinin iletilmesini engeller. Ancak, bu prosedürlerin ağrıyı uzun süreli olarak hafiflettiği gösterilmemiştir. Ayrıca, ameliyat komplikasyonlarla da ilişkili olabilir. Bunlar, sinirlerin yeniden büyümesi veya ağrı sinyallerinin alternatif yollarla iletilmesiyle ilişkili olabilir. Sonuç olarak, dismenore için cerrahi tedaviler genellikle önerilmez.

 

Prof. Dr. Işık Üstüner

Kadın Hastalıkları ve Doğum

 

 


Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.

Güncelleme Tarihi : 08.12.2025

  • Telefon Numarası:
    +90 533 931 82 03
  • Adres:
  • Çalışma Saatlerimiz:
    Pazartesi – Cuma: 09:00 – 17:30
    Cumartes : 09:00 – 14:30

Işık Üstüner – DoktorTakvimi.com

Tüm Hakları Saklıdır.

tr_TRTurkish